Gerçek Büyücülük

Aşağa gitmek

Gerçek Büyücülük

Mesaj tarafından HarryPotter Bir Cuma Ekim 12, 2007 12:32 pm



Çoğumuz büyücüleri, peri
masallarındaki gibi iki büklüm olmuş, elindeki sopaya dayanarak yürüyen
ihtiyar ve çirkin kadınlar olarak düşünürdük. Bazen de onları, kocaman
bir kazanın içinde büyü otları kaynatan, ateşin üstünde tütsüler yakan,
süpürge sopalarına binerek havalara uçan cadılar şeklinde gözlerimizin
önüne gerirdik. Sonra bir gün hayatımıza Harry Potter
girdi ve zihnimizdeki büyücü resmini yeni baştan çizdi. Artık onları,
kendilerine ait bakanlıkları, hastahaneleri, okuları olan ve bizim
dünyamızda gizli gizli yaşamlarını sürdüren insanlar olarak hayal
ediyoruz.



Oysa büyücüler, masallarda ya da Harry Potter kitaplarında anlatılanlar
gibi uydurma kişiler değildir. Onlar insanüstü büyülü güçleri sayesinde
başkalarına zarar verdikleri ya da yardımda bulundukları sanılan gerçek kişilerdir. Bu yazıda geçmişten günümüze kadar gelen geçek büyücülerin hikayesini bulacaksınız...











Giriş:
Günümüzde sadece Asya ve Afrika'nın vahşi ormanlarında değil, Avrupa ve
Amerika'nın uygar kentlerinde bile mesleklerini sürdüren çağdaş
büyücüler vardır. Bize anlamsız gelen garip şarkılar mırıldanıp
anlaşılmaz dualar okuyarak iyi ya da kötü büyüler yapmaya çalışırlar.
Aşıkları birbirine kavuşturur, tedavisi olmayan hastalıklara büyülü
ilaçlar hazırlarlar. Bazıları iyilik yapmaya çalışan büyücüler olarak
tanınırsa da, büyük bir bölümü korkunç büyülerle insanlara felaket
getiren kötü kişiler olarak bilinirler.


Büyücüler
zaman zaman korkunç işkencelere çarptırılmışlar, bazen de suçsuz
insanlar büyücülükle suçlanarak boş yere öldürülmüşlerdir. Geçmiş
zamanlarda yöneltilen bu suçlamalar, fırtınalar yaratmak, gemileri
batırmak, tarla ürünlerini yok etmek, korkunç kazalara neden olmak ya
da bulaşıcı salgın hastalıkları çıkarmak gibi nedenlerden
kaynaklanıyordu. Bu insanlardan bazıları, bir bakışta
karşısındakin"öldürebilecek güçte "Kötü Gözlere"
sahip olmakla da suçlanmışlardır. Bu kişilerin, çoğu zaman kendilerini
eğlendirmek için bile kötülük yapmaktan çekinmedikleri, örneğin,
karabasanlı düşlere sebep oldukları, evlerdeki sütleri ekşittikleri,
bezelye ya da nohutları kurtlandırdıkları sanılmıştır. Başkalarıyla
alay etmek, onların uğradıkları felaketlerden zevk almak büyücülerin en
büyük eğlencesi olarak kabul edilmiştir. Bunları yapmak için de yarasa kanı, ölü eti, balık ve fare ölüleri kullandıkları ileri sürülmüştür.




Tüm
başarısızlıkların, yangın ve su baskınları gibi felaketlerin nedeni,
büyücülerin kötü büyülerine yüklenerek çözümlenmek istenmiştir. Eğer,
tüm büyücüler ortadan kaldırılacak olursa, dünya üzerindeki herşeyin
yolunda gideceği düşünülmüştür. Büyücülükle suçlananlar genellikle
kadınlar olmasına karşın, bazen erkekler ve çocuklar da aynı
suçlamalarla karşı karşıya kalmışlardır.



En korkunç olan nokta, eski çağlarda herhangi bir kimseye, haklı ya da
haksız "Büyücü" adı takılabilmiş olmasıdır. O dönemlerin ortak inancına
göre; büyücüler tıpkı normal insanlar gibi davranırlar, onlar gibi
gezip yürürler ve gerçek kişiliklerini titizlikle gizlerlerdi. onların
kolayca şekil değiştirebildiklerine, örneğin, çok güzel bir genç kadın
ya da ihtihar bir dilenci olarak görünebildiklerine, hatta istedikleri
anda bir hayvan ya da böcek şekline girebildiklerine inanılmıştır. Bu
nedenle herhangi bir kimse, örneğin bitişikteki
komşu, yakın bir akraba ya da arkadaş, iki yaşantılı bir insan
olabilirdi. Gündüzleri Ahmet, Mehmet ya da Ayşe, Fatma olanlar,
geceleri korkunç birer canavar şekline bürünebilirlerdi.
O halde, bir kimsenin büyücü olup olmadığı nasıl anlaşılacaktı?

Geçmişteki Büyücüler


Binlerce yıl önce, Babil, Mısır ve Asur'daki erkek ya da kadın tüm
büyücüler, geleceği görmelerine yardım eden insanüstü güçlere sahip
olduklarını öne sürerlerdi. Gökyüzündeki yıldızları, kuşların
uçuşlarını inceleyerek, el falına bakıp avuçtaki, yüzdeki, vücuttaki
çeşitli benlerden anlam çıkarmaya çalışarak geleceği saptamaya
çalışırlardı. Ayak izlerinden, kişilerin kullandıkları eşyalardan kalem
ya da boya ile çizilmiş resimlerden, tütsülerden, kokulu otlardan
yararlandıklarını söylerlerdi. Ayrıca çeşitli ilaçlar, zehirler,
mutluluk, mutsuzluk ve aşk iksirleri satarlardı. Krallar, hükümdarlar
bile zamanın büyücülerine önem verirler, onların düşüncesini almadan
hiçbir işe girişmek istemezlerdi. Hatta savaşa girmeden önce, özel
kahin-büyücülerine danışıp aldıkları yorumlara göre hareket ederlerdi.



Bu tür kahin-büyücüler, sihirbazlık ve falcılık da yaparlardı. Uzak
yerlerdeki herhangi bir kişinin ne yaptığını, nerede olduğunu ve hatta
ne yapmak istediğini bile söyleyebileceklerini öne sürerlerdi.



Eski
İbraniler de büyücülüğe inanırlardı. Tevrat'taki, "Büyücüleri aranızda
yaşatmayın!" sözleri, Avrupa ve Amerika'da korkunç bir büyücü avının
başlamasına neden olarak binlerce kişinin öldürülmesine yol açmıştı.



Eski Yunan büyücüleri, ay ve ölüm tanrıçası olarak tanıdıkları HECATE 'nin
kendilerine kuvvet verdiğini sanırlardı. Bu büyücüler, güya büyük bir
sihirbazlık hüneriyle hortlakları ayaklarına çağırırlar; insanları deli
ederler; çeşitli otlardan tehlikeli zehirler yapar ve ölü eti yerlerdi.
Bu gibi, tehlikeli büyücüler, Yunanistan'ın en çok "Tesalya" bölgesinde bulunurdu.



Yunanlıların kötü büyücüleri olduğu gibi iyi büyücüleri de vardı.
Bunlar tarlalardaki ürünlere bereket getirirler, savaşlarda düşmanı
yenik düşürürlerdi. Bazıları, gemicilere "Rüzgar Torbaları"
satarlardı! Denizlerde ansızın rüzgar kesildiği zaman yelkenli
gemilerin hareket etmelerine olanak olmadığından, en iyi çare,
büyücülerin kuvvetine inanmaktı!


Rüzgar satan büyücüler,
insan üstü bir güçle topladıklarını söyledikleri rüzgarları, kumaş
torbalar içine üçer gemici düğümüyle bağlayarak gemicilere satarlardı.
Düğümleri çözer çözmez rüzgarlar dışarı fırlar, gemilerin yelkenlerini
şişirirdi! Düğümleri çözünce, rüzgar dışarı fırlamazsa ne olurdu? O
zaman, ya o rüzgar torbası kötü duaya uğramıştı ya da sahte bir büyücü
onları aldatmış demekti!



Eski Romalılar da iyi olsun, kötü olsun, tüm büyücülerden korkarlardı.
Bazı Romalı hükümdarlar ülkedeki tüm büyücüleri sınır dışı etmişlerdi.
Zaman zaman, büyücülük yaptığı sanılan kuşkulu kimseler, uçurumlardan
aşağı atılarak öldürülüyorlardı. Avrupa'nın ilk büyücü avı, M.S.
dördüncü yüzyılda Roma kentinde başlamıştı. İmparator Valens ,
büyücülükle uğraşan herkesi en ağır şekilde cezalandırmaktan
çekinmiyordu. Hatta, hastaları iyi etmek için çeşitli otlar kaynatarak
ilaç yapmaya çalışanları bile ortadan kaldırıyordu. Midesindeki ağrıyı
durdurmak için, kendi kendine sihirli kelimeler mırıldanan bir çocuk
ölümle cezalandırıldı.



Zamanın din adamları, büyücülere, şeytan tarafından yönetilen kötü ruhlar gözüyle bakıyorlardı. "Büyücü" kelimesi yeni bir anlam kazanmıştı artık.
Bu anlama göre büyücüler, doğrudan doğruya şeytanın kendisinden ya da
putperestlerin tanrılarından insanüstü kuvvetler alan kimselerdi.



İlk önceleri, büyücülükle suçlanan kimseler çoğunlukla ağır cezalara
çarptırılmak yerine, bu işlerden el çekmeye ya da günah işledikleri
için oruç tutmaya çağırıldılar. Bazen de, para cezalarına
çarptırılırlar ya da bir süre tutuklanırlardı.



Geniş anlamda ilk büyücü avı, on
üçüncü yüzyılda Roma Katolik Kilisesi tarafından bir
soruşturma(Engizisyon) ile başlatıldı. Bu soruşturmanın amacı,
"Dinsizleri" araştırıp bularak cezalandırmaktı. Bu dinsizler, kilisenin
öğretilerine inanmayan kişilerdi. Büyücülere şeytanın uşakları dendiği
için, onlar herzaman Tanrı'nın da düşmanıydılar. Bu yüzden dinsiz
sayılıyorlardı. Soruşturma yönetimi bu kimselere işkenceler yaptırıyor,
gerekirse bunları yakarak ortadan kaldırıyordu.


On
dördüncü yüzyılda "Kara Ölüm" denilen bir hastalık salgını, Avrupa'da
yaşayan insanların üçte birini yok etti. Büyücüler, bu salgın sırasında
içme suyu kuyularını zehirlemek ve şeytanla birlik olarak hastalığı
çevreye yaymakla suçlandılar.



On dördüncü ve on beşinci yüzyıllarda, kötü büyücülerin sayısı gittikçe
yükseldi. Hatta o kadar yükseldi ki, tüm Avrupa ülkeleri sanki onlar
tarafından yönetiliyordu.



Kristof Kolomb, Amerika'yı bulduğu sıralarda, büyücüler arasında
kitlesel tutuklanmalar ve cezalandırmalar sık sık görülür bir duruma
geldi. Bu arada yüzlerce yıl boyunca, binlerce suçsuz insan asılarak ya
da yakılarak öldürüldü.



Büyücülere Karşı Savaş



1486 yılında yayınlanan "Büyücülerin Çekici"
isimli kitap, okuyucularına büyücüleri nasıl tanıyacaklarını, onları
nasıl yakalayıp, bu zararlı kişileri nasıl öldüreceklerini anlatmaya
çalışıyordu. Henry Kramer ve Jackob Sprenger adlarında iki keşiş
tarafından düzenlenmiş olan kitap, sade bir dille, anlaşılması kolay
bir biçimde yazılmış bir cep klavuzuydu. Okuyucular arasında çok
sevildi ve tutuldu. O kadar ki, hemen Almanca, İtalyanca ve İngilizce
baskıları yapıldı. İlk basıldığı tarihten onsekizinci yüzyıl ortalarına
kadar Katolik ve Protestan yargıçlar tarafından resmi bir kaynak gibi
kullanıldı.



"Büyücülerin
Çekici" klavuzu acımasız bir kitaptı. Okuyucularına, türlü işkence
çeşitlerini öğretiyor, büyücülük yaptıklarından kuşku duyulan kişilerin
kazıklarda yakılmaya layık olduklarını öğütlüyordu. Hatta, yavaş yanıp
daha fazla eziyet çekebilmeleri için, kuru ağaç yerine yaş ağaç
kullanılmasını önererek, büyücüler ölürken ne kadar çok işkence çekerse
o kadar iyi olacağını ileri sürüyordu.



Bu kitaptan ders alan bazı yargıçlar da, büyücülere karşı açılan
savaşın vahşi ayrıntılarını açıklayan kitaplar yazmaktan çekinmediler.



Fransa'da Nicholas Remy adında bir yargıç, 1595 yılında "Demonology"
ismindeki kitabını yayımladı. Bu kitapta, lanetlenen büyücülerin
çocuklarının da çırılçıplak soyularak, babalarının yakıldığı yerde
demir çubuklarla dövülmelerinin gerektiği bildiriliyordu.



Çok
geçmeden başka acımasız kitaplar da ortaya çıkmaya başladı. Almanya'da
Benedict Carpzov adında bir yargıç, çıkardığı kitapta on yedi çeşit
tüyler ürpertici işkencenin açıklamasını yapıyordu. Bunların içinde
tırnakların arasına tahtadan kamalar çakmak, sonra bunları tutuşturmak
gibi insanlığa yakışmayan korkunç yöntemler de vardı. Bu yargıç,
büyücülük konusunda binden fazla duruşmayı karara bağlamış olduğu için
büyük otorite ya da güvenilecek kişi olarak kabul ediliyordu. Çıkarmış
olduğu kitap, 1728 yılına kadar duruşmalarda yasa kitabı gibi izlenerek
uygulandı.



Duruşma kararlarını ya da büyücülere karşı yazılmaş olan işkence
kitaplarını eleştirmeye kalkanlar, her kim olursa olsun, kazıklara
bağlanarak yakılmak suretiyle can vermek tehlikesiyle karşı karşıya
kalıyorlardı. Hatta, büyücülere karşı karar verirken biraz yumuşak
davranan yargıçlar bile, böyle insancıl davranışları canlarıyla
ödüyorlardı.



Alman yargıcı Dietrich Flade'nin kaderi böyle olmuştu. Bu yargıç aynı
zamanda bir Alman üniversitesinin rektörüydü. Büyücü olduğundan kuşku
duyulan bir vatandaşı duruşma sonunda serbest bıraktığı için, bulunduğu
bölgenin o zamnki valisi tarafından tutuklanarak işkence edilmiş, sonra
da boğdurulup kazığa bağlanarak yakılmıştır.



Büyücülerin Ortaya Çıkarılması



Onaltıncı yüzyıl Avrupa'sında kadınlar, erkekler ve çocuklar,
büyücüleri bulmak ve yakalamak için sürekli uyarılırlardı. Bavyera Dükü
Maxmillian, büyücülük yaptıkları konusunda kuşku uyandıran kimseleri
ihbar etmenin zorunlu olduğunu, aksi halde böyle durumları
gizleyenlerin suçlu duruma düşeceklerini kesinlikle duyurmuştu.



Büyücüleri ihbar edenlerin kimlikleri son derece gizli tutulur, böylece
bu kişilere herhangi bir zarar gelmesi önlenmiş olurdu. Bunlar ihbar
ettikleri kimseyle hiçbir zaman yüzyüze gelmezlerdi. Yaptıkları ihbarın
doğru olup olmadığı da araştırılmazdı. Büyücülükle suçlanan sanıklar
avukat tutamazlar, tanık dinletemezlerdi. Kendilerini savunabilmek için
hiçbir seçenekleri yoktu. Avukat tutmaya izin verilen bölgelerde ya da
eyaletlerde bile avukatlar büyücülerin savunmasını üstlenmekten
çekinirlerdi; çünkü bir büyücüyü savunmaya çalışmak, o kişiyi "büyücü hayranı" durumuna düşürürdü. Bu da büyücü olmak kadar kötü bir durumdu.



Çoğu akıl hastası büyücü sanılır ya da büyücülerin etkisi altına girmiş
kimseler olarak kabul edilirdi. Böyle akıl hastası bir kadın, bir gün
mahkemeye giderek bir bebeği öldürdüğünü ve bebeğin cesedini şeytana
verdiğini söylemşitir. Bir kaç gün sonra söz konusu bebeğin annesinin
yanında sağ salim durduğu anlaşıldığı halde, akıl hastası kadın, bir
büyücü gibi düşündüğü ve yalan söylediği için asılıp idam edilmişti.



_________________
avatar
HarryPotter
Admin
Admin

Erkek
Mesaj Sayısı : 649
Yaş : 24
Kayıt tarihi : 04/09/07

Özelliklerim
Ruh Halim: Süper Süper
Forum Katılım %si:
1000/1000  (1000/1000)

Kullanıcı profilini gör http://hptr.realbb.net

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz